Bloomberg: Türkiye’de Faiz Artırımı Beklentileri Artıyor

Bloomberg: Türkiye’de Faiz Artırımı Beklentileri Artıyor

Türkiye’nin iç siyasetindeki gelişmeler, döviz kurlarını kontrol altına almak için Merkez Bankası’nın bir haftada harcadığı 8,4 milyar dolarlık rezerv ve Orta Doğu’dan gelen enerji fiyatı baskıları, uluslararası piyasalarda Türkiye’nin para politikalarına dair beklentileri etkiliyor. ABD merkezli finans kuruluşu Bloomberg, artan küresel ve yerel risklerin enflasyon görünümünü bozmaya devam etmesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 11 Haziran’daki toplantısında faiz artırma zorunluluğuyla karşılaşabileceğini belirtti.

Swap piyasalarında agresif faiz fiyatlamaları gündeme gelirken, dünyanın önde gelen yatırım bankaları, haziran ayına dair iki farklı senaryo üzerinde duruyor.

SWAP PİYASASI FAİZ BEKLENTİSİNİ YÜKSELTTİ: %41,75 GÖSTERGESİ
Bloomberg’in analizlerine göre, yatırımcılar TCMB’nin haziran ayındaki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz oranlarını artıracağına dair pozisyonlarını hızla güçlendiriyor. Siyasi ve ekonomik gelişmelerin tansiyonunu artırmasıyla, swap piyasasında işlem gören gecelik endeksli lira kontratları, cuma günü yaklaşık 105 baz puanlık bir artışla yüzde 41,75 seviyesine ulaşarak yüksek bir fonlama oranı gösterdi. Bu oran, Merkez Bankası’nın mevcut yüzde 37 olan bir hafta vadeli repo faizinin ve yaklaşık yüzde 40 düzeyindeki efektif fonlama maliyetinin çok üzerinde bulunuyor; bu durum piyasanın resmi bir faiz artışı beklentisi içinde olduğunu gösteriyor.

JPMorgan ve Goldman Sachs’tan İki Farklı Görüş
Uluslararası finans kuruluşları, AKP hükümetinin ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası’nın haziran ayındaki adımına dair iki farklı öngörü paylaşıyor. ABD merkezli JPMorgan, artan makroekonomik riskler ve enflasyonist baskılar nedeniyle Merkez Bankası’nın faiz oranını yüzde 37’den yüzde 40’a yükseltmesini beklediğini açıkladı. Diğer bir finans devi Goldman Sachs ise daha temkinli bir yaklaşım sergileyerek, piyasada kalıcı bir döviz kaçışı olmadığı sürece yakın vadede faiz artırımının zor olduğunu öne sürdü. Bu bağlamda, haziran ayında faizlerin yüzde 37 seviyesinde sabit kalmasının olası bir senaryo olduğunu belirtti.

Tahvil Piyasasında Satış Baskısı Devam Ediyor
Son günlerde piyasalarda yaşanan dalgalanmaların arkasında iç siyasi gelişmeler yer alıyor. Türk mahkemesinin CHP’nin kurultay sonuçlarını iptal etmesi, finansal piyasalarda önemli bir satış baskısı yarattı. Bu karar sonrasında Borsa İstanbul’da devre kesiciler devreye girerken, kamu bankalarının Türk lirasını desteklemek amacıyla piyasaya milyarlarca dolarlık döviz satışı gerçekleştirdiği kaydedildi. Hisse senedi piyasası, Varlık Fonu desteğiyle kısmi bir toparlanma gösterse de, yerel para cinsinden devlet tahvillerinde satış baskısı devam etti ve tahvil faizleri yükseliş eğilimini sürdürdü.

Enerji Şokunun Enflasyona Etkisi
Faiz artışı beklentilerini artıran bir diğer önemli unsur ise İran kaynaklı jeopolitik risklerin, küresel enerji maliyetlerini yükseltmesi oldu. Türkiye’de yıllık enflasyon nisan ayı itibarıyla yüzde 32,4 seviyesinde, artan petrol ve girdi maliyetleri nedeniyle TCMB, yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 16’dan yüzde 24’e revize etmek zorunda kaldı. Enflasyonla mücadele ve talebi kısmak amacıyla Merkez Bankası, birçok kredi türünde bankaların aylık büyüme sınırlarını aşağı çekerek para musluklarını sıkılaştırdı. Piyasalar, faiz kararının yanı sıra enflasyon görünümüne ilişkin mesajlar için 11 Haziran’daki toplantıya odaklanmış durumda.