Atina’yı korkutan ‘Ertesi gün’ senaryosu: Türkiye dahil oluyor… ‘Ankara oyunu şekillendiren aktör’

Atina’yı korkutan ‘Ertesi gün’ senaryosu: Türkiye dahil oluyor… ‘Ankara oyunu şekillendiren aktör’

Orta Doğu’da dengeler yeniden şekillenirken, Yunan basınında dikkat çeken bir analiz yayımlandı. Newsbeast’te Petros Kranias imzasıyla kaleme alınan değerlendirmede, Türkiye’nin merkezinde yer aldığı Ankara-Şam-Beyrut hattının bölgesel güç dengelerini değiştirebileceği öne sürüldü. Analizde, Türkiye’nin artan diplomatik ve stratejik etkisinin İsrail açısından yeni bir denklem oluşturduğu vurgulandı.

LÜBNAN ARTIK SADECE BİR CEPHE DEĞİL

Analizde, Lübnan’ın yalnızca İsrail-Hizbullah geriliminin yaşandığı bir çatışma alanı olmaktan çıktığı belirtildi. Beyrut’un artık Washington, Tahran, Tel Aviv, Ankara, Şam, Riyad, Doha ve İslamabad’ın dahil olduğu geniş çaplı jeopolitik pazarlıkların merkezinde yer aldığı ifade edildi.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Değerlendirmede, “Lübnan artık kendi iç dinamikleriyle açıklanamayacak kadar büyük bir jeopolitik mücadelenin parçası haline geldi” denildi.

İran’ın ABD ile yürüttüğü nükleer müzakerelerde Lübnan dosyasını da gündeme taşımaya çalıştığı belirtilirken, Washington’ın da bu başlığı bölgesel temasların önemli unsurlarından biri olarak gördüğü kaydedildi.

“LÜBNAN’DA ERTESİ GÜNÜ KİM BELİRLEYECEK?”

Yunan basınının analizinde en kritik sorunun, “Lübnan’da ertesi günü kim şekillendirecek?” olduğu ifade edildi.

Bir tarafta İsrail’in askeri baskısı ve Hizbullah’ın etkisi bulunurken, diğer tarafta Lübnan’ın tamamen İran nüfuzu altına girmesi ihtimalinin bölgesel aktörleri harekete geçirdiği belirtildi.

Bu süreçte Suudi Arabistan, Katar, Pakistan ve Türkiye’nin öne çıkan ülkeler arasında yer aldığı vurgulanırken, amaçlarının hem İsrail’in belirli bölgelerden çekilmesini kolaylaştırmak hem de Lübnan’ın tamamen İran etkisine girmesini önlemek olduğu ifade edildi.

ANKARA-ŞAM-BEYRUT HATTI GÜNDEMDE

Analizde dikkat çeken başlıklardan biri de Ankara, Şam ve Beyrut arasında oluşabileceği öne sürülen stratejik hat oldu.

“Bu hat henüz resmi bir ittifak değil, ancak Ankara bu yeni senaryoda yalnızca izleyen değil, oyunu şekillendirmeye çalışan bir aktör olarak konumlanıyor” değerlendirmesine yer verildi.

Yorumda, Türkiye’nin bölgesel krizleri birbirinden bağımsız olaylar olarak değil, tek bir stratejik denklem içinde değerlendirdiği vurgulandı. Karadeniz’den başlayıp Suriye ve Irak üzerinden Doğu Akdeniz’e uzanan güvenlik ve enerji hattının Ankara’nın bölgesel yaklaşımının temelini oluşturduğu belirtildi.

Bu çerçevede Lübnan’ın, Türkiye açısından yalnızca kriz yaşayan bir ülke değil, aynı zamanda arabuluculuk kapasitesinin ve bölgesel nüfuzunun test edildiği kritik bir alan haline geldiği ifade edildi.

TÜRKİYE İÇİN LÜBNAN NEDEN ÖNEMLİ?

Analize göre Ankara, Lübnan’ı Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e uzanan daha geniş stratejik planın bir parçası olarak görüyor.

Türkiye’nin Suriye’deki gelişmeleri sınır güvenliği ve terörle mücadele açısından, Irak’ı bölgesel güvenlik perspektifinden, Doğu Akdeniz’i ise enerji ve deniz yetki alanları bakımından değerlendirdiği belirtilirken, Lübnan’ın da İsrail ile bölgesel denge ve Türkiye’nin Arap dünyasındaki etkisi açısından önem taşıdığı kaydedildi.

Bu nedenle Beyrut’un, Türkiye açısından yalnızca kriz yaşayan bir başkent değil, aynı zamanda diplomatik etkinliğin artırılabileceği yeni bir merkez olarak görüldüğü ifade edildi.

SURİYE KRİTİK BAĞLANTI NOKTASI

Analizde Ankara-Şam ilişkilerinin geleceğine de geniş yer verildi.

Türkiye’nin sınır güvenliği, mülteci sorunu ve Suriye’nin yeniden inşası gibi başlıklarda etkin rol üstlenmek istediği belirtilirken, Şam yönetiminin de İran, Rusya ve Arap ülkeleri arasında yeni bir denge kurmaya çalıştığı vurgulandı.

Değerlendirmede, bu iki hattın kesişmesi halinde Lübnan’ı da içine alan daha geniş kapsamlı bir bölgesel koordinasyonun ortaya çıkabileceği ifade edildi.

İSRAİL İÇİN YENİ STRATEJİK DENKLEM

Yunan basınına göre İsrail açısından en dikkat çekici unsur, Türkiye’nin Lübnan denkleminde daha görünür hale gelme ihtimali.

Analizde şu değerlendirmeye yer verildi:

“Türkiye’nin Lübnan sahasına daha aktif şekilde dahil olması, İsrail açısından daha karmaşık bir tablo yaratacaktır. Türkiye, İran’dan farklı olarak NATO üyesi, Batı ile ilişkileri bulunan, diplomatik ve askeri kapasitesi yüksek bir aktördür. Bu da İsrail açısından yeni bir stratejik baskı alanı anlamına geliyor.”

Yorumda, Tel Aviv’in Lübnan’ı bugüne kadar büyük ölçüde Hizbullah ve İran ekseninde değerlendirdiği, ancak Türkiye’nin artan etkisinin yeni bir denge oluşturabileceği ifade edildi.

DOĞU AKDENİZ VURGUSU

Analizde Türkiye’nin Lübnan ve Suriye’deki olası etkisinin yalnızca Orta Doğu ile sınırlı kalmayacağı, Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini de etkileyebileceği belirtildi.

“Türkiye Beyrut’ta daha derin bir rol üstlenirse, Karadeniz’den Suriye’ye, Güney Kıbrıs’tan Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’ya uzanan nüfuz zincirine yeni bir halka eklemiş olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

Yunan ve Güney Kıbrıslı yorumcuların bu gelişmeleri yakından takip ettiği belirtilirken, Ankara’nın deniz yetki alanları, enerji koridorları, askeri varlıkları ve diplomatik ilişkileri tek bir stratejik çerçevede değerlendirdiği kaydedildi.

“ANKARA SADECE İZLEMEK İSTEMİYOR”

Analizin sonuç bölümünde Türkiye’nin bölgesel krizlerde yalnızca gözlemci olmak istemediği vurgulandı.

“Ankara, Lübnan’da yalnızca ertesi günü izlemek istemiyor. O süreci şekillendiren aktörlerden biri olmayı hedefliyor. Eğer bunu başarırsa, yalnızca Lübnan’ın değil, Doğu Akdeniz’in geleceği de farklı bir noktaya evrilebilir” değerlendirmesinde bulunuldu.

The post Atina’yı korkutan ‘Ertesi gün’ senaryosu: Türkiye dahil oluyor… ‘Ankara oyunu şekillendiren aktör’ appeared first on Kilis Egitim.