Rektör Hotar’ın Doç. Dr. Cengiz’in iş akdini feshetmesi mahkemede

Dokuz Eylül Üniversitesi’ne rektör olarak atan AKP eski milletvekili Fatma Seniha Nükhet Hotar’ın altı farklı idari göreve atayarak eğitim vermesini engellediği Doç Dr. Çağdaş Cengiz’in iş akdinin, idari ve akademik birimlerden alınan “hizmetine ihtiyaç yoktur” yazıları sonrası feshedilmesi mahkemeye taşındı.

AVUKAT TOSUN: BOĞAZİÇİ’NDEKİ DAYANIŞMA İZMİR’DE OLUŞMADI

Mahkemeye dilekçe veren Cengiz’in hukuk mücadelesini takip eden avukat Ceren Şen Tosun, “Fatma Seniha Nükhet Hotar rektör olarak atandıktan sonra bazı akademisyenler anlam veremediğimiz bir takım hukuksuzluklara ve ayrımcılığa maruz kaldı. Bunlar mahkemelerde ispatlandı. Sanıyoruz ki Boğaziçi’ndeki başkaldırı ve dayanışma hali de maalesef İzmir’de oluşamayınca dar bir grup bu hukuksuzluklara karşı mücadeleyi üstlendi. Çağdaş Hoca ve arkadaşları belki de bu nedenle üniversitenin tüm bileşenleri tarafından sevilip gittiği her yerde kucaklanırken, nedense bir tek atanan idareciler tarafından sevilmedi. Eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına aykırı uygulamalara maruz kaldı. Şu anda geldiğimiz nokta Yükseköğretim sistemi açısından oldukça vahim. Doçent’in kelime anlamı “öğreten”, “ders veren” demektir. Öğrenciler Çağdaş hocanın kitaplarını okuduğu için ondan ders almak istiyor, tezlerine danışmanlık yapmasını istiyor, fakat idare önce bunu engelleniyor, ardından yargı kararlarını hiçe sayarak iş akdini feshediyor. Bu ceza, sadece hocaya değil, adeta öğrencilere kesilmiş bir cezadır” diye konuştu.

CENGİZ:  HUKUKA AYKIRI BÜTÜN TUTUM VE DAVRANIŞLARI TEŞHİR EDİLECEK

Sıklıkla yapılan geçici görevlendirmeler ile eğitim vermesi engellenen ve ardından yönetim kurulu kararı ile akademiden uzaklaştırılan Doç. Dr. Cengiz, konunun Eğitim Sen tarafından yargıya taşındığını belirtilerek, “Yargı kararlarını yok sayan, bu kararların etrafından dolaşabileceklerini sanan, keyfi ve hukuksuz uygulamalarda ısrarcı olan Dokuz Eylül Üniversitesi yönetiminin hukuka aykırı tutum ve davranışlarına karşı mücadelemiz bununla sınırlı kalmayacak, üniversite yönetiminin hukuka aykırı bütün tutum ve davranışları, Eğitim-Sen tarafından teşhir edilecek” dedi.

“HASTA OLMAK YASAK”

Yaşadığı sıkıntıları da anlatan Cengiz, “Bunlar sadece hâkimlerin değil hekimlerin kararlarına da saygı duymayan, sıkıntılı bir grup. Önemli kısmı kurum dışından ithal. Kurum kültürü zaten yok, asıl vahimi devlet kültürü de yok. Hasta olduğum zamanlarda devlet hastanelerinden hekimlerin yazdığı raporları defalarca hakem hastaneye gönderdiler. Gerekçe yok. Maksat eziyet. Hem sana eziyet olsun hem de hekimlere. Keyfi kullanılmaması gereken yasa ve yönetmelikleri eğip bükemez, bu şekilde kullanamazsın. Mesela bu konuda her seferinde hekimlerden tokat gibi cevaplar aldılar. Yine de bıkmadılar. Vakti gelince paylaşacağımız şeyler var, dediğim gibi bunlar hakkında yalnızca hâkimler değil hekimler de zabıt tuttu” ifadelerini kullandı.

“ALDIĞIMIZ TAZMİNATLAR HALKIN VERGİSİ”

Açılan soruşturmaların “fıkra gibi” olduğunu anlatan akademisyen, “İşler tamamen karikatürize bir hal aldı. Yalnızca ben değil çok hocamız, çalışanımız hukuksuzluklara maruz kaldı. Örneğin hakkında bir sebepten soruşturma açıyorlar, bilin bakalım soruşturmacı kim? Kurum içinde sana soruşturmacılık yapabilecek misal bin kişi var ve sen onlardan sadece bir kişi ile adli yönden husumetlisin. Yani hukuken ihtilaflısın. Evet, kalan 999 kişiden birini değil, o bir kişiyi soruşturmacı atıyorlar! Nasıl ama, çok zekice di mi? Yani gerçekten ayrıcalıklı bir seviyede çalışan üst düzey bir yönetsel zeka. Şark kurnazlığı falan bile değil bu, başka bir seviye. Zaman zaman ben de böylesi bir yaratıcılığa hayran olmadım değil. Sonuç ne oluyor peki, hâkimler daha esasa giremeden bu cezaları usulen iptal ediyor. Aldığımız tazminatları ve avukat vekâlet ücretleri nereden ödeniyor peki? Tahmin edin. Tabii ki halkın vergileri! Bu hukuken sakat işlemlerin sonucunda ortaya çıkan kamusal zarar, doğrudan o sakat işlemin uygulayıcısına rücu etmeliyken, tahsilat olaydan haberi bile olmayan emekli, yaşlı insanların maaşından kesiliyor. Bu kadar basit, bu kadar net. Yükseköğretimde rücu mekanizmasını işleteceğiz, az kaldı” dedi.

MAHKEME “SEBEBİ ANLAŞILAMAMIŞTIR” DEDİ

Görevlendirme yerlerinin habersiz değiştirildiğini anlatan Doc. Dr. Cengiz, “Ders yok, iş yok, ‘bari yabancı dilimi değerlendirin, bir iş verin’ diyorum. ‘Ben burada ne iş yapacağım’ diyorum. Cevap alamıyorum. ‘Hocam sizi rektörlük gönderdi, biz istemedik, siz gelince biz de tedirgin olduk’ diyorlar. ‘Ne yapacağımızı bilemiyoruz’ diyorlar. ‘Peki’ diyorum, ‘bana ihtiyaç olduğunda arayın.’ Kamu hizmetinin ve hizmet gereğinin geldiği noktaya bir bakın. Nitekim mahkeme yazmış oraya; bu adam hakkında çıkarılan görevlendirmelerin “sebebi anlaşılamamıştır”, diye… Beni yine yıllık izinde olduğum bir süreçti sanırım, arkamdan iş çevirip yine başka bir birime görevlendirmişler. Hatta o dönem yeni bir kitabım çıkmış ve Türkiye’nin sayılı iktisatçılarından Mahfi Eğilmez hoca kitabı çok beğenmiş. Kendi web sitesinde oldukça gurur verici yorumlar yapıyor hakkımda. Bu arada kitap baskı sürecindeyken bana değil bir bilgisayar, bir sandalye bile vermemişler. Arkadaşlarımın odasında çalışıyoruz. Mahfi hoca kitabı beğenince arkadaşlarla gördük, epey gururlandık, sevindik. Hatta kutlamak için oturduk bir yerde, sohbet ediyor eğleniyoruz. Hop, bir telefon geliyor rektörlükten. Yine bir sürgün” dedi

“AZİZ NESİN EVRENİNDE YAŞIYORUZ”

“Bir gün Eğitim Sen’in benden önceki Alsancak temsilcisi Adem Kurtar arıyor” diye devam eden Cengiz, “Bu arada kendisi de kurumda yaşanan haksızlıklar karşısındaki duruşuyla tanınan ve oldukça sevilen bir sima. Benim de yakın arkadaşım. Ne oldu Adem? diyorum, diyor ki “sana bir iyi, bir de kötü haberim var”. Önce kötüyü söyle diyorum. “Bugün yine senin hakkında geçici görevlendirme kararı almışlar, şimdi Rektörlükte duydum” diyor. Tamam diyorum, bunun bir haber değeri yok, iyi haberi söyle. O da diyor ki “bu kez benim çalıştığım birimde görevlendirildin!”. Sevinip, kahkaha atıyoruz. Diyorum ki bu, ne güzel bir sürgün oldu bu kez. Bazen düşünüyorum, bir Aziz Nesin hikâyesinin içinde yaşıyoruz adeta” şeklinde konuştu.

SENDİKAL DAYANIŞMA

Cengiz sözlerini, “Alsancak rektörlük yerleşkesinde tüm arkadaşlarımla birlikte çok güzel günler geçirdik. Dayanışma gösterdik. Hem çalıştık, hem de bilimsel yayınlar ürettik. Sendikal dayanışma ile hemen herkesin gönlünü kazandık. Bu da sanırım birilerini rahatsız etti. Biz bilim üretiyoruz. Üniversitenin en çok bilimsel çıktı üreten hocaları arasında yer alıyoruz. Ama öyle bir noktaya getirildik ki, atanmış yöneticiler bizimle uğraşmaktan, bizler de keyfe keder açılan soruşturmalara savunma yazmaktan kafamızı kaldıramaz hale geldik” diyerek noktaladı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*